Makaleler

Ali Gülnar'ın tavsiyeediyorum.com'daki profili için Tıklayınız...

Çocuklarda Davranış Bozukluğu, Nedenleri, Sonuçları Ve Tedavisi

Davranış bozukluğu; çocuklarda, genel nüfusta yaygınlığına bakılacak olursa ülkemizde azımsanmayacak oranlarda olduğu görülmüştür.Bunların sebeplerine bakılacak olursa en başta gelen sebeplerden biride anne baba tutum farklılıkları ve parçalanmış ailelerde büyüyen çocuklarda olduğu görülmüştür.

Yapılan araştırmalarda;parçlanmış aillerde büyüyen çocuklarda kleptomani gibi,enürezis,yalan söyleme,pc bağımlılığı gibi davranış sorunlarının ortaya çıktığı görülmüştür.

Davranış bozuklukları çocuğun çeşitli ruhsal ve bedensel nedenlere bağlı, iç çatışmalarını davranışlarına aktarması sonucu ortaya çıkar Hırçınlık, sinirlilik, saldırganlık, inatçılık, yalan, çalma, küfür gibi davranışlar davranış bozukluklarına girer. Yazının devamı için Tıklayınız..



Kişilik Bozuklukları, Türleri, Sebepleri ve Tedavisi

Kişinin içinde yaşadığı kültürün beklentilerinden belirgin olarak sapan, sürekli, davranış ve iç yaşantı örüntüsü. Bu örüntü, bilişsel, duygulanım, kişilerarası işlevsellik, dürtü kontrolü alanlarından ikisinde kendini belli eder. Bu sürekli örüntü, çok çeşitli kişisel, toplumsal durumları kapsar. Toplumsal, mesleki alanlarda ya da önemli işlevsellik alanlarında bozulmaya yol açar. Değiştirilmez ve uzun sürüdür var olan bu örüntünü başlangıcı ergenlik ya da genç erişkilin dönemlerine rastlar. Başka bir mental bozukluğun bir görünümü ya da sonucu olarak açıklanmaz. Bir maddenin kullanımına ya da bir hastalığa, kafa travmasına bağlı olmamalıdır.Aile tutum ve beklentilerininde önemli rolü vardır.

Kişilik bozuklukları, yaşam boyu sürer, yaklaşık %10 oranında görülür. Tedavide dinamik psikoterapi, bazen de davranışçı psikoterapi uygulanabilir. İlaç tedavisi semptomatik olarak kullanılır. Kişilik bozuklukları tek başına veya başka psikiyatrik bozukluklarla birlikte olabilir. Yazının devamı için Tıklayınız..



Travma ve Psikolojik Travmaların Değerlendirilmesinde Kullanılan Ölçekler

Öncelikle psikolojik travmaların değerlendirilmesinde kullanılan ölçekleree geçmeden travmayı tekrar gözden geçirmekte fayda vardır. TRAVMA,aşırı travmatik bir stresin ardından özgün bir takım belirtilerin gelişmesiyle seyreden bir bozukluktur.Kişinin olaya tepkileri aşırı korku,çaresizlik yada dehşete düşme şeklindedir.Kişide tarvmaya eşlik eden olay ve durumlardan sürekli kaçınma,genel tepki düzeyinde sürekli azalma ancak artmış uyarılmışlık belirtileri görülür.

Belirtilerin birarada en az bir aydır bulunması ve klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya yada toplumsal,mesleki alanlarda işlevselliğin bozulmasına neden olması gerekir. Gerçek bir ölüm yada ölüm tehdidi,ağır bir yaralanma,kişinin aile yakınından birinin ölümü,yaralanması gibi durumlar travma sonrası stres bozukluğunun başlıca özelliğidir.Kişide travmatik olayı yeniden yaşama korkusu vardır.Travmaya eşlik etmiş uyaranlardan sürekli kaçınma ve genel tepki düzeylerinde sürekli azalma,artmış uyarılmışlığın sürekli bulunması gibi semptomlar vardır. Doğrudan yaşanan travmatik olaylar arasında askeri çatışma,cinsel saldırı,fiziksel saldırı,yol kesme,kaçırılma,rehin alınma,terörist saldırısı,işkence,doğal yada insanların neden olduğu felaketler,ağır araba kazaları,hayatı tehdit eden bir hastalığın tanısın konması sayılabilir. Yazının devamı için Tıklayınız..



Yaygın Anksiyete Bozukluğu (YAB)

Yaygın,hoş olmayan belirsiz bir tehlike hissiyle kendini gösteren ve çoğunlukla fizyolojik belirtilerle birarada görülen bunaltı,herkesin zaman zaman hissettiği bir duygudur.Aynı zamanda ankisyete kişiye tehlikeyi haber veren ve bu tehlikeyle başa çıkması için önlem almaya iten önemli bir sinyaldir,uyarıcıdır. Anksiyete aynı zamanda kişinin tehlike karşısında uyanık kalarak gereken önlemleri almasına yarar.

Ankisyete ile korkuyu birbirine karıştırmamak gerekir.Korkuda somut bir uyaran varken,anksiyetede bilinmeyen,karmaşık ve içten gelen bir tehdide karşı verilen tepkidir.KOrkuda kesin bilinen ve dıştan gelen bir tehdit vardır. Korku ve anksiyeteyi bir örnekle açıklayacak olursak;süratle üzerimize gelen bir komyondan duyulan korku,yabancılarla dolu bir salonda konuşma yapma durumu ise anksiyetedir. Anksiyete kişinin ruhsal ve bedensel bütünlüğünün tehlikede olması sonucu yaşanır. Anksiyete kişiyi tehlikeye karşı daima uyanık tutarak gerekli önlemleri almasına yardımcı olur. Yazının devamı için Tıklayınız..



Akut Stres Bozukluğu (ASB)

Akut stres bozukluğunun başlıca özelliği,aşırı travmatik bir stres kaynağıyla karşılaştıktan sonra en az bir ay içinde anksiyetenin ve dissosiyatif ve diğer belirtilerin kendini göstermesiyle ortaya çıkar. Uyuşukluk,dalgınlık,isteksizlik,yerinden kıpırdayamama,duygusal küntlük-tepkisizlik,çevrede olup bitenlere karşı farkındalık düzeyinde azalmalar görülür.düşüncelerini yoğunlaştırmada güçlük çekerler,bir işi bitirmede sıkıntıları vardır,dünyayı gerçekdışı gibi yada rüyada yaşar gibi yaşarlar,travmatik olayın ayrıntılarını hatırlamakta güçlük çekerler.

Travmatik olay sürekli yeniden yaşanır,yineleyen düşünceler, anımsamalar, rüyalar, illüzyonlar, olayı yeniden yaşıyormuş gibi duyumsamalar görülür.Travmatik olayı çağrıştıran durumlardan kaçınma eğilimleri vardır.Uykuya dalmada güçlük çekerler. Akut stres bozukluğunda üzüntü,umutsuzluk semptomları yaşanır.bazen öyle hal alırki majör depresif epizod belirtileri gösterebilirler. Yazının devamı için Tıklayınız..



Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)

Travma sonrası stres bozukluğu( TSSB),aşırı travmatik bir stresin ardından özgün bir takım belirtilerin gelişmesiyle seyreden bir bozukluktur.Kişinin olaya tepkileri aşırı korku,çaresizlik yada dehşete düşme şeklindedir.Kişide tarvmaya eşlik eden olay ve durumlardan sürekli kaçınma,genel tepki düzeyinde sürekli azalma ancak artmış uyarılmışlık belirtileri görülür. Belirtilerin birarada en az bir aydır bulunması ve klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya yada toplumsal,mesleki alanlarda işlevselliğin bozulmasına neden olması gerekir. Yazının devamı için Tıklayınız..



Obsesif Kompulsif (Takıntı-Zorlantı) Bozukluğu

Genellikle süregen,kimi zamanda dönemsel gidiş gösteren,kişinin günlük aktivitelerini belirgin olarak etkileyen bir hastalıktır.Obsesyon,kişinin isteği dışında ısrarcı ve zorlayıcı birşekilde aklına gelen,zihninden atamadığı,kişi tarafından saçma ve mantık dışı görülen,anksiyete ortaya çıkarıcı,yineleyici dürtü,davranış olarak tanımlanabilir. Kişi obsesyonlarını kendi bilincinin bir ürünü olarak görür,dış etkenlerin zihnine bulaşmış olamayacağını düşünür. Yazının devamı için Tıklayınız..



Panik Bozukluğu ve Agorafobi

Panik bozukluğu,aniden ortaya çıkan şiddetli bir korku ,endişe ve ölüm korkusu olarak karşımıza çıkar.Atak geçiren kişide nefes almada güçlük,kalp çarpıntısı,boğuluyormuş hissi,el ayakta cansızlaşma,sıcak soğuk ter basması gibi belirtiler taşır. Panik bozukluğu bireylerde mesleki ve sosyal ilişkilerde gerileme yaratır.bireyde atağın nezaman nerde geleceği konusunda kaygılı bir bekleyiş söz konusudur. Yazının devamı için Tıklayınız..



Depresyon, Depresyonda Bilişsel Davranışçı Psikoterapi Ve Uygulamaları

Kliniklere başvuran depresyonlular;üzgün, kederli,sürekli ağlayan duygudurum içindedirler.Bazı depresyonlularda ise duygudurum küntlüğü yaşanır ve ağlayamazlar,genelde ilk defa sizin yanınıza geldiğimde ağladım derler.suçtan ve suçlanmaktan korkarlar,huzursuzdurlar,gergindirler,tahammül güçleri azalmıştır,sürekli yalnız kalmak isterler,enerjileri düşüktür,hiçbir iş yapmak istemezler,yataktan çıkmak istemezler,iş verimlilikleri azalmıştır,kendilerini güçsüz ve zayıf hissederler. Yazının devamı için Tıklayınız..



Birey, Birlikte Davranım (Kollektivizm) ve Yabancılaşma Üzerine

İnsanlık tarihi incelendiğinde,kollektivzmin ta ilkel toplumlardan itibaren,insanlığı doğaya karşı mücadele içinde ilerleten,onu toplumsal varlık olma koşuluna getiren bir olgu olduğu görülecektir.Bu olgu olmasaydı,insanoğlunun çetin doğa koşullarına ve vahşi hayvanlara karşı kendi kendisine savunma ve varlığını yaşatması da mümkün olmazdı.Eğer insanlık tarihinin o ilk gelişim evresinde insanın bu ortaklaşa mücadelesi olmasaydı,insanlık tarihi daha o ilk evresinde son bulmuş olacaktı. İnsanlık tarihimizin gelişmesini sağlayan bu çalışma yaşam koşullarının zorunlu kıldığı o ilk evrelerden başlayarak insanoğlunun bağrında varlığını bu güne kadar sürdüre gelmiştir.İnsanlık tariihinin gelişme lokomotifini oluşturan birlikte davranım ne denli gelişirse toplum içinde o denli ilerleme sağlanır. Yazının devamı için Tıklayınız..